Bir Gelincik Hikayesi – Hukuk Penceresi


Gelinciklerin hikayesini bilir misin sen?

Tıpkı senin gibi zariftir onlar da, nezaket ister severken bile; öyle ki kadife yürekli birine dönüşür onun atmosferinde olanlar bir anda..

Narindirler hem de.. Coşkuyla kucaklamak, kemiklerini kırarcasına sarılmak gelse de içinden, severken incitmekten çekinirsin..

Ölçülü ve ahenkle yaşamak deyince onlara soruver hele, en güzel tavsiyelerini sıralayıverirler sana, naif bir tebessümle..

Öyle de bir vakar sahibidirler ki ağzına geldiği gibi konuşmaktan ar edersin karşısında, kelimelerini itinayla seçip inci gibi dizersin cümlelerine..

Hayata karşı tavırlarına ise hayret edersin; kırılgan ve nazenin hallerine aldanma sakın, haksızlığa müsamaha göstermeden yaşamanın mümkün olduğunu onun direngen tavırlarında görürsün..

Oysa hassas kalbi nispetinde derindir hüznü onların, tıpkı bir gelinciğin kırmızı kadife yapraklarına kattığı derinlik gibi siyahın..

Yüreğindeki hüzün karası, ayrılık acısı, hasret ıstırabı, haksızlıklara uğrayışının dayanılmaz ağırlığı yavaş yavaş sarar tüm varlığını ….

Bir gelinciğin soluşuna şahit olmak kadar başka ne acı verebilir ki….

Zaman beni dehşete düşürerek acımasızca koşarken, henüz senin aramızdan ayrılışın bu kadar zamansız ve tazeyken, nasıl olur da koskoca bir yıl geçer… hala aklım almıyor, yüreğim kaldırmıyor….

Yokluğunla cebelleşmek  düştü geride bıraktığın ailene ve dostlarına…

Eşin, biricik sevdiğin dört duvar arasında sıkışıp kalmışken hala, evladın bu sene eylülde ilkokul birinci sınıfa başlamaya hazırlanıyor.

Yazmaya hangi kelimeden başlar bilinmez, lakin yaşamaya hasret ve ayrılık acısı ile başlayan yavrun her gün büyük bir özlemle uykuya dalıyor.

Senin hatıran sevenlerine emanet Gelincik Çiçeğimiz,

Huzur içinde ol.

Derin özlem ve sevgiyle…



Source link

Leave a Reply

Your email address will not be published.