Ey Türk Hakim ve Savcılar Bunları Bilmiyor Muydunuz?


Bu hafta, altı yıllık haksız hasreti bitiren bir karar ile insanların yüreklerine su serpildi ve gencecik askeri öğrencilerin bir kısmı haklarında verilen hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine tahliye edildi.

Bu gençler 15 Temmuz gecesinden itibaren esir alınmış ve altı yıldır özgürlüğünden, ailesinden, sevdiklerinden ve baharında oldukları hayatlarından koparılmışlardı.

Dile kolay yaklaşık 72 ay boyunca gerek kendileri gerekse müdafileri sürekli dilekçeler yazdılar, taleplerde bulundular. Darbeden haberdar olmadıklarını söylediler tahliyelerini istediler.

Bu gençlerin dosyaları yasal olarak en az otuz günde bir, bir sulh ceza hâkiminin ya da üç kişiden müteşekkil Ağır Ceza heyetinin denetiminden geçti.

Dosyaya onlarca savcı temas etti ve görüş bildirdi. Aralardaki itirazlar ve taleplerle birlikte en az yüzlerce hâkim ve savcı bu hukuki garabeti gördü ancak ne yazık ki gerçeğe ve hukuka sırt çevirerek bu insanları hürriyetinden mahrum bıraktı. Ne bir tanesi farklı bir karar verdi ne de bir sayfa muhalefet gerekçesi yazdı. Yazdı ise de ben bilmiyorum.

Neyse ki altı yılın sonunda hangi sâikle olursa olsun gençler özgürlüklerine kavuştu.

Bir tek insanın, bir saat bile haksız yere dört duvar arasında tutulması şüphesiz ki ağır bir insan hakkı ihlalidir ve bu haksız esaretten kurtaran her karar sevinilesi bir karardır.

Ancak bir hukukçu olarak bu karar üzerine bazı sorular sormadan geçemiyorum.

Ey siz kendisini vatanperver Anadolu insanı olarak tanımlayan sıradan vatandaşlar, bu gençlerin o gece hiçbir şeyden habersiz bir şekilde otobüslere doldurularak kalabalıkların ortasına atıldığını, silahlarında bir tek şarjör dahi mermi olmadığını ve hiçbirinin darbe ile ilgili bir faaliyetinin olmadığını bilmiyor muydunuz?

Ey kendisini Cumhuriyetin savcısı olarak tanımlayan, ancak gücün kölesi olmuş, hukukçu unvanını gasp eden rejimin suç ortakları, bu gençlerin işkence edilerek gözaltına alındıklarında darbe yönünde bir iradelerinin olamayacağını ve bunların emir komuta zincirinin son halkası olduklarını bilmiyor muydunuz?

Ey adalet duygusu cüzdanındaki nakit ile doğru orantılı olarak harekete geçen ve kendi gelecek ve menfaati için bir toplumun uçuruma sürüklenmesine göz yuman, imzasını, cübbesini ve değerlerini ayaklar altına alan hâkim görünümlü mahkumlar, siz askeri kurallar ve teamüller gereği astın üstünden emir almasının onun mesleğinin şiarından olduğunu, askeri öğrencinin komutanınca verilen hiçbir emri sorgulama, itiraz etme ve yapmama imkanının olmadığını bilmiyor muydunuz?

Ey dosyaya bakan ancak bakarken gözlerini, vicdanlarını ve beyinlerinin hukukla ilgili kısımlarını kapatan ağır ceza ve istinaf mahkemesi heyetleri, siz bu insanlara mahkûmiyet verirken suçun unsurlarını, suç kastını, nedensellik ilişkisini ve masumiyet karinesinin ne olduğunu bilmiyor muydunuz?

Elbette ki bunları ve daha fazlasını çok iyi biliyorsunuz.

Askeri öğrencinin darbe yapamayacağını çok iyi biliyordunuz,

Bu gençlerin darbe girişimiyle bir ilgisinin olmadığını, darbeyi organize edenlerce farklı gerekçelerle birlik dışına çıkarıldıklarını çok iyi biliyordunuz,

Dosyalarında en ufak bir delil olmadığını ve verdiğiniz mahkumiyetlerin bir talimat gereği olduğunu çok iyi biliyordunuz,

Askerlerin aksine icra ettiğiniz iddiasında olduğunuz hakimlik mesleğinin talimatla çalışmayacağını çok iyi biliyordunuz,

Bu insanları haksız yere cezaevlerinde tutmanın kişi özgürlüğünü kısıtlamak oluğunu ve bu hususun ülke aleyhin milyonlarca dolar tazminata sebep olacağın çok iyi biliyordunuz.

Tüm bunları bile bile kasten ve ısrarla suç işlemeye devam ettiniz. Hem bu insanlara hem adalet duygusuna hem mesleğinize hem de ülkeye yazık ettiniz.

Benim ise cevabını bilmediğim ve anlamlandıramadığım büyük bir soru var.

Bu kadar insana bu zulmü hangi motivasyonla yaptınız.

 



Source link

Leave a Reply

Your email address will not be published.